Oğuz Tutal – Dünya’nın Zamanla Yarışı

>oiktozlu: Oğuz Tutal
Eser Adı: Dünya’nın Zamanla Yarışı

Dünya! Soluk mavi nokta. Evrende yaşayabildiğimiz, bilinen tek yer. Carl Sagan 1980 yılında böyle tanımlamıştı Dünya’yı. Uzaktan bakıldığında çok da ilgi çekici bir yer olarak gözükmeyen, ama bizim evimiz olan küçük nokta. Her gün muazzam bir hızla döndü, dönüyor da ve dönerken de kendisiyle birlikte içindekileri de değiştirdi, değiştirmeye de devam ediyor. Daha iyi ve daha hızlı. Kimileri için ise “citius, fortius, altius”. Devamını Oku…

Melek Şen – Posta: Alıcı Boş (1’inci Mektup)

>oiktozlu: Melek Şen
Eser Adı: Posta: Alıcı Boş (1’inci Mektup)

Yine bir huzursuzluk haliyle gözlerimi açmaya, uyanmaya çalışıyordum. Kendime biraz gelince gözüme ilk çarpan köşede duran rengi solmuş, sararmış dolap oldu. Baktıkça bana kendi solmuşluğumu hatırlatıyor. Bundandır galiba ne yerini değiştiriyorum ne de atabiliyorum. Pencereden ince bir ışık süzülüyor, usulca kalkıyorum. Perdeyi aralayıp sokağa bakıyorum.  Parlak, sıcacık iç ısıtan bir hava. Uzun bir süre böyle kalmışım. Sokaktan gelen seslerle kendime geliyorum. Büfeci Sami’nin kepenk sesleri, birkaç arabanın korna sesleri. Devamını Oku…

Materyalizm ve Narsizm: Oscar Wilde – Dorian Gray’in Portresi (1891)

“Harikulade güzel bir yüzünüz var, Mr. Gray. Çatmayın kaşlarınızı. Sahi söylüyorum. Güzellik de bir tür dehadır, hatta dehadan daha yücedir çünkü açıklama gerektirmez. Yeryüzünün yüce olgularından biridir güzellik, güneş ışığı gibi, bahar mevsimi gibi, ay dediğimiz o gümüş kabuğun karanlık sularda yansıması gibi. Büyüklüğü sorgulanamaz. Egemenlik onun Tanrısal hakkıdır. Ona sahip olanlara prenslik bahşeder. Gülümsüyorsunuz ha? Eh, güzelliğinizi yitirdiğiniz zaman gülümsemeyeceksiniz” Devamını Oku…

Dar Zamanlar Üçlemesi Işığında Adalet Ağaoğlu (1973) (1979) (1987)

“Hiçbir şeyden ölmesem, artık artık neredeyse bir sönüşün ucuna gelip gelip dirilmekten, dirilip dirilip sönmekten, sonra yine sönmeye başlamaktan ve bu kez de bunu önlemekten; işte bu gidip gelişlerin yorgunluğundan öleceğim.”

Adalet Ağaoğlu, Dar Zamanlar Üçlemesi’nde aydın sınıf içinden seçtiği karakterlerin 1930’lardan 1980’lere kadar uzanan dönemini yansıtıyor. Devamını Oku…