Sahneye adım attığında elinde darbukası, yüzünde anlatacak bir hikâyesi olan bir adam vardı karşımızda. Loş ışıklar altında gölgeler arasında süzülerek geldi, darbukanın ritmiyle bizi karşılayarak koltuklarımıza uğurladı. Daha o ilk anda, sıradan bir oyunun içinde olmadığımızı anladık. Devamını Oku…
Irkçılığın Şovmenliğe Çevrildiği Hazin Hikâye: Hartlepool Maymunu (2023)
“Ulus, atalarına dair yanılsamalar ve komşularına duyduğu ortak nefretle bir araya gelmiş bir toplumdur.”
Wilfrid Lupano’nun Hartlepool Maymunu efsanesini çizgi romanlaştırdığı eserini yakın zamanda incelemiş ve çok beğenmiştim. Efsaneyi bilenler vardır, bilmeyenler için ise birazdan tiyatroyla beraber anlatacağım. Tam bu çizgi romanın üstüne denk geldiğim Hartlepool Maymunu tiyatro oyunu benim için ekstra bir merak konusu olmuştu. Tufan Afşar‘ın efsaneyi konu aldığı ve özgün bir oyun olarak çıkardığı Hartlepool Maymunu’nu Beyoğlu’nda Ara Sahne‘de en önde izledim. En önde izlemenin tadı bir başka olabilir mi? Olur çünkü oyunun tam içindeymiş gibi bir his. Devamını Oku…
Peki Hangisi Daha Zor, Kalmak mı Gitmek mi?: Cırcır Böceği İtler ve Biz (2023)
75 dakikalık tek perde bir oyunun bencesini anlatacağım, sizlere.
Oyuna geçmeden önce ise bir rastlantıyı aktarmalıyım.
2019 yılında Kağıthane Sadabat Kültür Merkezi’nde, Vahşi Batı tiyatrosuna gitmiştim. Oyunu daha önce araştırmamış, biletini de ben almamıştım. 2017 yılında yitirdiğimiz, çağdaş Amerikan tiyatrosu ve dünya edebiyatının cesur yazarlarından Sam Shepard’in meşhur oyunuydu Vahşi Batı. Soğuk bir ocak ayında, bu tiyatro bana iyi gelecekti. 2 perdelik, 115 dakikalık bir oyundu. Oyuncu kadrosunda Serdar Orçin ve Ahmet Saraçoğlu‘nun oluşu, izlemem için yeterliydi. Devamını Oku…
Boşla Gitsin!: Sevgili Arsız Ölüm Dirmit (2018)
Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm romanının tiyatroya uyarlanmasıdır, Dirmit oyunu.
Dirmit oyunundan bahsetmeden önce Nezaket Erden’den bahsetmek istiyorum. Nezaket 1990 yılının 16 Temmuz’unda Mersin’de dünyaya gözlerini açıyor. Tutucu denilmeyecek şekilde korumacı bir ailenin içinde çocukluğu köyde geçiriyor. 90’lı her çocuğun muhakkak bir yaz gittiği gibi her yaz camiye gidiyor. Gündüzleri camide olan Nezaket, akşamları ise evde olmak zorunda. Akşam ezanından sonra, kız çocukları sokakta oynayamaz çünkü. İçindeki coşku ile yaşamak zorunda olduğu çoşkunsuzluk onu içine kapanık bir çocuk yapıyor. Aile ile gidilen düğünlerde bolca oynuyor, dans bir anda tutkusu haline geliyor. Meramını anlatacak bir araç olarak görürken dansı ve müthiş bir haz alırken danstan ortaokul yıllarında hevesi kaçıyor. Bu durum onu, voleybola yönlendiriyor. Devamını Oku…