Piyanonun yıldızı MAKSIM SEGMENTI World Tour ile 5 Mayıs’ta İstanbul’da

Dünyaca ünlü piyanist MAKSIM, klasik müziği modern enerji ve rock etkileriyle yeniden yorumladığı SEGMENTI World Tour kapsamında 5 Mayıs 2026’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde sahne alıyor. Stagepass organizasyonuyla gerçekleşecek bu özel konser, piyano müziğini sinematik bir şölene dönüştürecek. Biletler Türkiye’nin etkinlik biletleme platformu Biletinial’da satışta.

 

BASIN BÜLTENİ-23.02.2026  Dünyaca ünlü ve en çok satan crossover piyanistlerinden MAKSIM, büyük ilgi gören SEGMENTI World Tour kapsamında 5 Mayıs 2026 tarihinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde İstanbul seyircisiyle buluşuyor. Stagepass organizasyonuyla gerçekleşecek konser, piyano müziğini klasik sınırlarının ötesine taşıyan etkileyici bir sahne deneyimi vadediyor. Konserin biletleri Türkiye’nin etkinlik biletleme platformu Biletinial’da satışa çıktı.

 

Dünya genelinde 5 milyondan fazla albüm satışı, sayısız altın ve platin plak ödülüyle müzik dünyasında kendine sağlam bir yer edinen MAKSIM, klasik müziği modern güç, rock enerjisi ve sinematik anlatımla harmanlayan özgün tarzıyla crossover piyano müziğinin en önemli temsilcileri arasında gösteriliyor. Sanatçının konserleri, yüksek temposu, güçlü sahne kurgusu ve çarpıcı görsel prodüksiyonlarıyla izleyicilere unutulmaz anlar yaşatıyor.

 

MAKSIM, İstanbul konserinde 12’nci stüdyo albümü Segmenti’den eserlerin yanı sıra kariyerine damga vuran özel performanslara da yer verecek. Chopin, Prokofiev ve Tchaikovsky gibi klasik müziğin efsanevi bestecilerinin eserleri; Queen, ABBA ve dünya çapında tanınan pek çok müziğin modern ve rock etkileriyle yeniden yorumlanmış halleri, MAKSIM’in kendine özgü piyano diliyle sahnede hayat bulacak.

 

Konserde ayrıca sanatçının önceki albümlerinden dinleyicilerin büyük beğenisini kazanan “Exodus”, “Pirates of the Caribbean” ve “Game of Thrones” gibi uluslararası çapta ses getirmiş eserler de canlı olarak seslendirilecek.

 

THE PENINSULA NEW YORK, NEW YORK URBAN CONTEXTS |1980–2025 ÇAĞDAŞ SANAT SUNUMUNU TANITIYOR

New Yorklu sanatçıların eserlerini bir araya getiren yeni sergi, sezon boyunca devam eden ilham verici sanat programlarının merkezinde yer alıyor. 

The Peninsula New York, kentin yaratıcı enerjisini odağına alan New York Urban Contexts | 1980–2025 çağdaş sanat sunumunu gururla tanıtıyor. Dört New Yorklu sanatçının toplam 11 eserini bir araya getiren sergi, şehrin dinamik sanat sahnesini güçlü bir anlatı eşliğinde görünür kılıyor. Otelin ikonik Keith Haring yerleştirmeleriyle diyalog kuran seçki; downtown deneysel hareketlerden erken dönem medya inovasyonlarına, sokak estetiğinden günümüzün sınırları zorlayan üretim tekniklerine uzanan sanatsal evrimi keşfe açıyor.

Mayıs 2026’ya kadar otelin lobisinde ziyaret edilebilen sergi, kuşaklar arası süreklilik ve dönüşümü vurgulayan eserleri bir araya getirerek New York’u kültürel etkileşim, yeniden keşif ve yaratımın canlı bir merkezi olarak konumlandırıyor.

Öne Çıkan Sanatçılar

New York Urban Contexts | 1980–2025 şehrin sürekli değişen dokusuna farklı perspektiflerden yaklaşan sanatçıları bir araya getiriyor. Sanatçıların üretimleri, son kırk yılda New York sanat sahnesini şekillendiren diyalogları, dönüşümleri ve karşılaşmaları görünür kılıyor.

·       Dan Asher, 1980’ler ve 1990’lardan altı isimsiz eseriyle yer alıyor. Grafit, yağlı boya ve tempera teknikleriyle üretilen maskemsi portreler, kişisel, psikolojik ve kamusal alanların kesişimlerini araştırıyor.

•       JPW3,yağlı pastel, akrilik, sprey boya ve mum kullanarak ürettiği Luv (2018) adlı eseriyle gündelik nesneleri yoğun, heykelsi kompozisyonlara dönüştürüyor; tekrar ve appropriation yoluyla metropol yaşamının görsel izlerini yorumluyor.

•       Kosuke Kawahara, 2023–2025 yılları arasında ürettiği üç eserinde yağlı boya, üretan, sprey boya ve dikilmiş bulunmuş kumaşları bir araya getirerek katmanlı ve mekâna duyarlı çalışmalar yaratıyor; büyüme, çürüme, algı ve insan davranışlarını değişen kentsel koşullar üzerinden inceliyor.

•       Servane Mary, New York City Trip (2025) adlı akrilik tuval çalışmasında tarihsel imgeleri soyut anlatımla buluşturarak kimlik, temsil ve çağdaş kültürde imgelerin duygusal etkisini sorguluyor.

Sanat Programları

 

Serginin lansmanıyla eş zamanlı olarak otel, misafirleri ve yerel topluluğu sanat etrafında buluşturmayı amaçlayan özel programlar sunuyor. Peninsula Academy kapsamında konuklar, dört sanatçıyla tanışma fırsatı yakalıyor; küratör eşliğinde sergi turuna ve Martos Art Gallery ziyaretine katılarak eserlerin yaratım süreçlerine dair benzersiz içgörüler ediniyor.

The Art Students League of New York öğrencileriyle gerçekleştirilen iş birlikleri doğrultusunda küratör moderasyonunda söyleşiler ve sanatçı stüdyo ziyaretleri düzenlenerek yerel ve yükselen yeteneklerin desteklenmesi hedefleniyor.

Mayıs ayında ise sergide yer alan eserlerle daha yakın bir bağ kurmak isteyen misafirler ve sanatseverler için Gotham Lounge’da küratör ve sanatçıların katılımıyla samimi bir panel ve kokteyl buluşması gerçekleştiriliyor.

New York Urban Contexts, şehrin sanat sahnesinin kuşaklar boyunca taşıdığı enerji ve dönüşümü yansıtıyor,” diyor Samir Ibrahim, Managing Director, The Peninsula New York. “Sanat, The Peninsula’da sunduğumuz kültürel deneyimin merkezinde yer alıyor ve bu sergi, misafirleri ve New Yorkluları şehrin karakterinin ayırt edici bir parçasına aktif şekilde dahil olmaya davet ediyor.”

The Peninsula Hotels’in sanatla kurduğu uzun soluklu bağın bir devamı olarak bu sergiyi, ilkbaharda Hong Kong’da yeniden hayata dönecek küresel Art in Resonance programının yeni edisyonu takip ediyor. Sergi ve programlara ilişkin detaylı bilgi almak isteyenler www.peninsula.com/new-york adresini ziyaret edebiliyor.

### 

The Peninsula New York Hakkında 

New York’un en prestijli alışveriş, kültür ve iş merkezlerinden Fifth Avenue ve 55. Cadde’nin kesişiminde yer alan The Peninsula New York, Midtown Manhattan’ın kalbinde zamansız bir zarafet sunuyor. 1905 yılından bu yana zarafetin simgesi olan 23 katlı tarihi bina, klasik ve çağdaş çizgilerin buluştuğu 219 geniş ve lüks oda ve süit ile misafirlerini ağırlıyor. The Peninsula New York hakkında daha fazla bilgiye www.peninsula.com/newyork   adresinden ulaşılabilirsiniz. 

 

The Hongkong and Shanghai Hotels, Limited Hakkında (Hisse Kodu: 45)

1866 yılında kurulan ve Hong Kong Borsası’nda işlem gören The Hongkong and Shanghai Hotels, Limited, Büyük Çin, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Asya’nın önemli destinasyonlarında prestijli otel, ticari ve konut projelerinin mülkiyeti, geliştirilmesi ve yönetimi ile The Peak Tram’in işletilmesi, perakende ve diğer hizmet alanlarında faaliyet gösteren bir grubun ana holding şirketidir. 

 

The Peninsula Hotels portföyünde The Peninsula Hong Kong, The Peninsula Shanghai, The Peninsula Beijing, The Peninsula London, The Peninsula Paris, The Peninsula Istanbul, The Peninsula New York, The Peninsula Chicago, The Peninsula Beverly Hills, The Peninsula Tokyo, The Peninsula Bangkok ve The Peninsula Manila yer almaktadır.

 

Grubun gayrimenkul portföyü; Hong Kong’daki The Repulse Bay Complex, The Peak Tower ve St. John’s Building ile Fransa, Paris’te bulunan 21 Avenue Kléber’i kapsamaktadır. Grubun The Peak Tram, perakende ve diğer alanlardaki portföyü ise; Hong Kong’da yer alan The Peak Tram, Carmel, Kaliforniya’da bulunan The Quail, Peninsula Clubs and Consultancy Services, Peninsula Merchandising ve Hong Kong’da yer alan Tai Pan Laundry’den oluşmaktadır.


www.peninsula.com

 

Art Show 2026, 8.500 Sanatseverin Katılımıyla Gerçekleşti

Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda, Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında ve 2Plan Terminal – Etiler’de gerçekleşen Art Show Galeriler Buluşması 2026, dört gün boyunca 8.500 sanatseveri ağırladı. Rekabet yerine dayanışmayı, hiyerarşi yerine şeffaf ve erişilebilir bir yapıyı merkeze alan organizasyon; galerileri eşit bir zeminde buluştururken çağdaş sanatın güncel dinamiklerine güçlü bir platform sundu.

 

Sergi seçkisi ve yoğun ilgi gören söyleşi programıyla Art Show 2026, yalnızca bir sergi alanı değil; düşünsel üretimi besleyen, diyalog ve iş birliğini güçlendiren bir buluşma noktası oldu. Kâr amacı gütmeyen yapısıyla galerilere daha özgür ve deneysel sunumlar gerçekleştirme imkânı tanıyan Art Show, sanat dünyasında sürdürülebilir ve kapsayıcı bir modelin altını bir kez daha çizdi.

 

Dört gün boyunca süren yoğun ilgi, satış performansına da güçlü biçimde yansıdı. Katılımcı galeriler gerçekleşen satışlardan duydukları memnuniyeti dile getirirken, sergilenen eserlerin önemli bir bölümünün koleksiyonerler tarafından edinildiği paylaşıldı. Bu tablo, Art Show’un yalnızca düşünsel ve sektörel bir buluşma değil; aynı zamanda sanat üretiminin koleksiyonlarla buluştuğu, sürdürülebilir ilişkilerin kurulduğu güçlü bir zemin sunduğunu ortaya koydu. Art Show 2026, sanat ekosisteminde kalıcı kazanımın rekabetten ziyade dayanışma ve şeffaflık temelinde de mümkün olduğunu gösteren somut bir model olarak öne çıktı.

 

Türkiye’de galericilik mesleğinin kurumsallaşması ve dayanışma içinde şeffaf bir ekosistemin temellerini atma hedefiyle faaliyet gösteren Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında düzenlenen Art Show Galeriler Buluşması 2026, 2Plan Terminal – Etiler’de, Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda gerçekleşti. 

 

“İmkânsız Aşk” ile Sanatın Kritik Eşiği

 

“İmkânsız Aşk” başlıklı söyleşi programı, Art Show: Galeriler Buluşması 2026 kapsamında iki gün boyunca yoğun ilgiyle gerçekleşerek sanat dünyasının güncel tartışmalarına güçlü bir zemin sundu. Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında, 2Plan Terminal – Etiler’de düzenlenen programda; Körfez Bölgesi’nin sanat merkezi olarak yükselişinden videonun dönüşümüne, merkez dışında bienal üretiminden kültürel popülizm çağında sanat kurumlarının rolüne; kadın koleksiyonerlerin dönüştürücü etkisinden örgütlenme pratiklerine ve Türkiye’de sanat eleştirisinin konumuna uzanan geniş bir çerçevede tartışmalar yürütüldü. Yerel ve uluslararası konuşmacıları bir araya getiren “İmkânsız Aşk” söyleşileri, farklı perspektifleri buluşturarak izleyiciler üzerinde güçlü bir etki yarattı ve Art Show 2026’nın düşünsel derinliğini pekiştiren önemli bir program olarak öne çıktı.

 

Art Show 2026’nın En Önemli Anlarından Biri: Onur Ödülü

 

Art Show 2026’nın en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak, Uluslararası Sanat Galerileri Derneği tarafından bu yıl ilk kez verilen Onur Ödülü, 40 yılı aşkın süredir galericilik mesleğini sürdüren Nuran Terzioğlu’na takdim edildi. Kuru Kahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda gerçekleşen tören, emeğin, sürekliliğin ve sanat dünyasındaki kültürel hafızanın önemini vurgulayan anlamlı bir buluşma oldu.

 

Katılımcı Galerilerden Art Show 2026’ya İlişkin Görüşler

 

Pilevneli Galeri, Art Show Galeriler Buluşması 2026’dan; yerel galerileri bir araya getiren, erişilebilir ve dinamik bir fuar yapısı sunmasını ve koleksiyonerlerle sanat izleyicileriyle nitelikli temas imkânı yaratmasını beklediklerini belirtti. Etkinliğin bu beklentileri genel olarak karşıladığını ifade eden galeri, fuar alanının planlaması, lojistik süreçler ve organizasyon ekibinin koordinasyonunu başarılı bulduklarını; operasyonel akışın düzenli ve profesyonel şekilde ilerlemesinden memnuniyet duyduklarını vurguladı. Gelecek edisyonlarda ziyaretçi sayısının artırılması ve katılımcı galeri çeşitliliğinin genişletilmesinin etkinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağını belirten Pilevneli, Art Show’un her yıl ölçeğini büyüterek sanat ekosisteminde kalıcı bir organizasyon haline geleceğine inandıklarını ifade etti.

PG Art Gallery, Art Show Galeriler Buluşması’nı galeriler ile koleksiyonerler arasında daha doğrudan ve samimi bir iletişim zemini kuran bir platform olarak değerlendirdiklerini belirtti. Solo olarak temsil ettikleri Ceren İren’in üretimlerini diyalog odaklı ve nitelikli bir izleyici kitlesiyle buluşturma beklentilerinin büyük ölçüde karşılandığını ifade eden galeri, özellikle ilgili ve etkileşime açık ziyaretçi profili sayesinde eserler üzerine derinlikli sohbetler gerçekleştirildiğini vurguladı. Mekânsal kurgunun erişilebilir ve samimi yapısının izleyici ile eser arasında doğrudan bir ilişki kurulmasını desteklediğini belirten PG Art Gallery, gelecek edisyonlarda söyleşi ve sanatçı konuşmaları gibi içeriklerin artırılmasının, ayrıca genç koleksiyonerler ve sanat profesyonellerine yönelik programların geliştirilmesinin Art Show’un sürdürülebilir bir sanat ekosistemi oluşturma potansiyelini daha da güçlendireceğini dile getirdi.

 

Galeri 77 Direktörü Buğra Uzunçelebi, Art Show 2026’ya hazırlanırken önceki edisyondaki mekânsal ve teknik aksaklıkların tekrar edip etmeyeceğine dair tereddüt yaşadıklarını; ancak yeni edisyonda seçilen mekânın geniş, konforlu ve güçlü altyapısıyla bu kaygıları tamamen ortadan kaldırdığını belirtti. Solo ve duo sergi modelinin fuarı klasik yapılardan ayrıştırarak galerilere daha küratöryel ve bütünlüklü sunumlar hazırlama imkânı tanıdığını vurgulayan Uzunçelebi, ziyaretçilerin sanatçıların üretimlerini daha derinlikli deneyimleme fırsatı bulduğunu ifade etti. Katılımcı galerilere gösterilen özen ve etkinliğin dayanışma ruhunun memnuniyet verici olduğunu dile getiren Galeri 77, gelecek edisyonlarda bu eşitlikçi sinerjinin korunarak kapsamın daha da genişletilmesini temenni ettiklerini, teknik anlamda ise stant içlerinde çoklu priz gibi küçük ama işlevsel iyileştirmelerin faydalı olacağını paylaştı.

 

Galeri Nev kurucusu Haldun Dostoğlu, Art Show Galeriler Buluşması’na özellikle derneğin kuruluşunun ardından gerçekleşen ilk etkinlik olması nedeniyle ayrı bir önem atfettiklerini ve Uluslararası Sanat Galerileri Derneği kimliğinin güçlü biçimde öne çıkmasını, galerilerin Dernek çatısı altındaki birlikteliğinin vurgulanmasını beklediklerini ifade etti. Etkinlik süresince ziyaretçiler ve meslektaşlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeler doğrultusunda bu beklentinin büyük ölçüde karşılandığını belirten Dostoğlu, mekânın kent içindeki konumunun etkinliğe önemli katkı sağladığını ve mümkünse aynı alanda devam edilmesini önerdi. Katılımcı galeri sayısının 34–36’ya çıkarılabileceğini dile getiren Dostoğlu, etkinlik öncesinde alınan kararlara tüm galerilerin ortak bir anlayışla sahip çıkmasının önemine de dikkat çekti.

 

artSümer, Art Show 2026’yı beklentilerinin oldukça üzerinde, girişten itibaren her detayı titizlikle planlanmış bir organizasyon olarak değerlendirdi. Konuşma programının içeriği ve davetli çeşitliliğinin sektörün farklı alanlarını kapsamasını, ayrıca 40 yıllık hatır vurgusuyla verilen Onur Ödülü’nü son derece anlamlı bulduklarını belirten galeri, Art Show’un bir dernek organizasyonu olması nedeniyle vizyon ve misyonunun net biçimde tanımlanmasını ve galeri seçim kriterlerinin şeffaflaştırılmasını önerdi. İçerik kalitesinin fuar benzeri yapılardan ayrışan temel unsur olması gerektiğini vurgulayan artSümer; sanatçı ve eser seçimi, solo/duo kriterleri, enstalasyon alanları gibi başlıklarda net çerçeveler oluşturulmasını; ayrıca private view gününün güçlendirilmesi, collectors’ ve exhibitor lounge alanlarının geliştirilmesi, uluslararası basın ve yayınların katılımı, özel ödül kategorileri ve büyük ölçekli enstalasyonlara alan açılması gibi yeniliklerle etkinliğin daha da ileri taşınabileceğini ifade etti.

 

Art On, Art Show Galeriler Buluşması’ndan galeriler arası dayanışmayı güçlendiren, nitelikli üretimleri bir araya getiren ve koleksiyonerlerle doğrudan, sağlıklı bir temas alanı yaratan samimi ama profesyonel bir platform beklentisi taşıdıklarını belirtti. Etkinliğin bu beklentileri büyük ölçüde karşıladığını ifade eden galeri, bilinçli ve ilgili ziyaretçi profili, galeriler arasında kurulan yapıcı diyalog ve fuarın dengeli ölçeğini öne çıkan güçlü unsurlar arasında gösterdi. Organizasyon sürecindeki özverili ve çözüm odaklı yaklaşımın katılımcılar açısından güven verici olduğunu vurgulayan Art On, gelecek edisyonlarda kurumsal koleksiyoner ve küratör katılımının artırılmasının, ayrıca genç koleksiyonerleri ve yeni izleyici kitlesini hedefleyen yan programların geliştirilmesinin etkinliğin etki alanını daha da genişleteceğini ifade etti.

 

x-ist Kurucu ve Üst Yöneticisi Daryo Beskinazi, Art Show Galeriler Buluşması 2026’nın ilk edisyona kıyasla beklentilerinin ötesinde bir başarı sergilediğini belirtti. Mekân seçimi, organizasyon yapısı, galeri kalitesi ve teknik altyapının son derece güçlü olduğunu vurgulayan Beskinazi, söyleşi programını doyurucu, ekipleri ise etkin ve özverili bulduğunu ifade etti. İletişim çalışmalarının daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşmasının etkileşimi artırabileceğini dile getiren Beskinazi, gelecek edisyonlarda sanatçı sayısına sınırlama getirilebileceğini ancak solo ya da duo zorunluluğunun galerilerin üretim dinamikleri açısından esnetilmesinin daha kapsayıcı bir yaklaşım olacağını değerlendirdi.

 

Art Show 2026 Güçlü İş Birlikleri 

Art Show: Galeriler Buluşması 2026, Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda ana sponsorluğunda hayata geçirildi. Etkinliğe Avant D’Art, Bakırkazan, Diageo Türkiye, Memorial Sağlık Grubu, Marriott Executive Apartments İstanbul Fulya, Koton, Nurus, Pesent’e, Shubuo ve Uludağ çeşitli alanlarda destek verirken. Art Show: Galeriler Buluşması 2026’nın paydaşları arasında yer alan Borderless, sanatçı kitapları ve edisyonlarını; Status Co ise koleksiyonluk sanat ve tasarım ürünlerini kendi alanlarında sergiledi. Etkinlik boyunca Petra ve Tavern de ziyaretçilere lezzetli atıştırmalıklar sunarak eşil etti. 

 

Katılımcı Galeriler: Ambidexter, Art On İstanbul, artSümer, Bosfor, BüroSarıgedik, C.A.M. Galeri, DİRİMART, EVİN, Ferda Art Platform, Galeri 77, Galeri Nev İstanbul, Galerist, KAIROS, Martch Art Project, MERKUR, OG Gallery, Öktem Aykut, PG Art Gallery, Pi Artworks, PİLEVNELİ, PİLOT, SANATORIUM, Simbart Projects, Galeri Siyah Beyaz, SanaMekan, The Pill, Versus Art Project, x-ist, Zilberman

33. İstanbul Caz Festivali Programı Açıklandı

33. İSTANBUL CAZ FESTİVALİ

30 Haziran – 13 Temmuz 2026

Cazda Buluşalım

33. İstanbul Caz Festivali, aralarında Marcus Miller, Robert Plant, Thee Sacred Souls, Arooj Aftab, Mari Froes, Ayhan Sicimoğlu, Selen Beytekin, Joe Lovano, Antonio Faraò, Veronica Swift gibi isimlerin yer aldığı programıyla müzikseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Festival biletleri 6 Mart Cuma günü genel satışa açılıyor. Genel satış döneminde biletler tüm Garanti BBVA kredi kartlarına %10 indirimli.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Garanti BBVA sponsorluğunda düzenlenecek 33. İstanbul Caz Festivali, 30 Haziran – 13 Temmuz tarihleri arasında müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

14 gün boyunca 30’a yakın konserde 200’e yakın sanatçıyı ağırlayacak festivalin 10’dan fazla mekâna yayılan programı, çağdaş cazın yenilikçi temsilcilerinden geleneksel köklerden beslenen ustalara, elektronik dokunuşlarla sınırları genişleten projelerden akustik ifadenin en yalın hâline uzanan bir seçkiden oluşuyor.

33. İstanbul Caz Festivali, ilk üç gününde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda üç büyük ismi ağırlayacak. Festival, açılışını 30 Haziran Salı akşamı Marcus Miller ile yapacak. Miller, doğumunun 100. yılında ustası Miles Davis’i anmak için Bill Evans, Mike Stern, Mino Cinelu ve Russell Gunn’ın da yer aldığı WE WANT MILES! projesiyle sahnede olacak. 1 Temmuz Çarşamba akşamı, Can I Call You Rose?, Will I See You Again? gibi parçalarıyla tanınan, soul müziğin yükselen yıldızı Thee Sacred Souls ilk Türkiye konserinde festival izleyicisiyle buluşacak. Konserin açılışını ise Los Angeles’lı sevilen üçlü LA LOM yapacak. 2 Temmuz Perşembe akşamı ise Led Zeppelin’in söz ve ses hazinesi Robert Plant, tüm dünyada olağanüstü ses getiren yeni grubu Saving Grace ve Suzi Dian ile 33. İstanbul Caz Festivali sahnesinde olacak.

Üç büyük konserin ardından festival; Sufi şiirleri yorumladığı özgün müzikal tarzı ve karakteristik sesiyle müziğin son dönemdeki en yenilikçi isimlerinden Grammy ödüllü Arooj Aftab; günümüzün en iyi caz müzisyenleri arasında kabul edilen Joe Lovano ile Antonio Faraò Trio; modern Brezilya müziğinin dünyaya açılan yüzlerinden Mari Froes; çağımızın en başarılı ve üretken caz vokallerinden Veronica Swift, Batı’ya Türkçe cazı sevdiren Senem Diyici ile Okay Temiz, dünyaca ünlü perküsyon ustası Ayhan Sicimoğlu ile Harikalar Bandosu, İstanbul’un özgün ve dinamik caz sahnesine ses rengi, vokali ve ışıltılı enerjisiyle dinamizm katan isimlerden Selen Beytekin ile Hermon Mehari & Tony Tixier gibi isimleri ağırlayacak.

Festivalin gelenekselleşen etkinlikleri bu yıl da devam edecek. Müzikseverlerin Kadıköy’de iyi müziğin peşinden gideceği +1’li Gece Gezmesi’nde, Moda Sahnesi ve Komünite’de peş peşe sahneye çıkacak L’Eclair, TurkodiRoma, Jazzbois, 3pillie ve Lhodos Project ile bir müzik maratonu festival izleyicilerini bekliyor.

İstanbul’un sevilen simgelerinden Şehir Hatları vapurunu cazın en neşeli hâliyle buluşturan Caz Vapuru, bu yılki yolculuğunda Kamucan Yalçın ve grubu Kamucan Yalçın and Friends ile New Orleans’ın brass band geleneğini günümüze taşıyan İstanbullu üflemeliler beşlisi swing Brassist’i konuk edecek.

Festivalin, müziği şehrin dört bir köşesine yaydığı ve her yaştan izleyiciye hitap eden ücretsiz Parklarda Caz konserleri bu yıl da İstanbul’un parklarını festival alanına çevirecek. Festivalin Genç Caz+ programına seçilen grupların izleyici karşısına çıkma heyecanını yaşayacağı etkinlik serisinin bir konuğu da Portekiz’den Kumpania Algazarra olacak.

33. İstanbul Caz Festivali’nin programı basın toplantısıyla duyuruldu

33. İstanbul Caz Festivali’nin programı 23 Şubat Pazartesi günü The Marmara Taksim’de düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı.

Toplantıda konuşan İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak, “İKSV olarak 33 yıldır cazın ve komşu türlerinin ruhunu şehrimize taşıyan İstanbul Caz Festivali’ni sürdürüyoruz. Festivalde kapsayıcılığa ve genç sanatçıların desteklenmesine büyük özen gösteriyoruz. Farklı coğrafyalardan, farklı kuşaklardan sanatçıları aynı çatı altında buluşturan festivalimiz, müziği geniş kitlelere ulaştırma hedefimizle Parklarda Caz konserlerini, Genç Caz+ programıyla genç müzisyenlere alan açmayı ve Eczacıbaşı Genç Bilet’le gençlerin konserlere erişimini kolaylaştırmayı sürdürüyor. Vakfımız ayrıca iki yıldır İKSV Genç Sanatçı Fonu’nun uluslararası dolaşım programıyla genç caz müzisyenlerinin yıl boyunca dünya sahnelerine açılmasına da destek oluyor. Festivalin ve tüm bu çalışmaların gerçekleştirilmesine büyük katkıları olan, 29 yıldır bize desteğini sürdüren festival sponsorumuz Garanti BBVA başta olmak üzere tüm destekçilerimize içtenlikle teşekkür ediyorum,” dedi.

Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, “Tam 33 yıldır şehrin kültür takviminde çok özel bir yere sahip olan İstanbul Caz Festivali, yalnızca bir müzik etkinliği değil; bu şehrin ritmini, duygusunu ve ilhamını taşıyan çok kıymetli bir kültür mirası. Biz de 29 yıldır festivalin bu muhteşem yolculuğuna eşlik ediyoruz. Bu uzun soluklu birliktelik bizim için sadece bir sponsorluk değil; kültürle, sanatla ve şehirle kurduğumuz derin ve samimi bağın ifadesi. Sahnedeki performansların çok ötesinde bir anlam taşıyan Festival, her yıl olduğu gibi bu yıl da çok değerli yerli ve uluslararası sanatçıları bir araya getiriyor. Müziğe damgasını vurmuş efsanevi isimlerin yanı sıra, yükselen yeni yeteneklere ve genç müzisyenlere alan açan bu yaklaşımı çok değerli buluyoruz. Yeni projelere imkân tanıyan ve geleceğin sanatçılarına cesaret veren bu ortak anlayış, İKSV ile uzun yıllardır süregelen iş birliğimizin temelini oluşturuyor. Sanatın daha fazla müzikseverle buluşmasına, herkes için erişilebilir olmasına katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. 33 yıldır bu festivali var eden başta İKSV ekibi olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor ve tüm müzikseverleri, eşsiz festival ruhunu birlikte yaşamaya davet ediyorum. İstanbul Caz Festivali iyi ki var,” dedi.

İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer şunları söyledi: “İstanbul Caz Festivali bu yıl da cazın yanı sıra farklı müzik türlerine kapısını açıyor; her zamanki gibi farklı coğrafyalara da uğruyor. Kuzey Amerika’dan Güney Amerika’ya, Brezilya’ya, oradan da Avrupa’ya ve Pakistan’a kadar uzanan bu programda önemli ustaları ve yeni sesleri duyacağız. Dünyanın birçok yerinde toplumların giderek daha içe kapandığı ve çatışmaların arttığı bir dönemde farklı kültürleri ve ifade biçimlerini bir araya getirmek de zorlaşıyor. Halbuki birbirimizi dinlemezsek, duymazsak, nasıl anlayabiliriz? İstanbul Caz Festivali’nde biz de elimizden geldiğince bu farklı sesleri ahenk içinde buluşturmaya çalışıyoruz. Sizleri de ‘Cazda Buluşalım’ diyerek festivale bekliyoruz.”

Festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü Senem Diyici’nin

33. İstanbul Caz Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü, uzun yıllardır kariyerine Fransa’da devam eden ve Türk ezgilerini cazla harmanladığı özgün müziği, yayımladığı albümler ve onlarca ülkede verdiği konserlerle uluslararası alanda Türkiye’yi başarıyla temsil eden caz müzisyeni Senem Diyici’ye sunulacak.

Festival mekânları

Festivale bu yıl ev sahipliği yapacak mekânlar arasında Ataşehir Amfili Park, Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu, Gün Bahçesi – Hilton Istanbul Bosphorus, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu, İKSV Alt Kat, İstanbul İtalya Başkonsolosluğu Bahçesi, Komünite, Moda Sahnesi, Salon İKSV, Sultan Park – Swissôtel The Bosphorus, Şehir Hatları Vapuru ve The Marmara Esma Sultan Yalısı yer alıyor.


33. İstanbul Caz Festivali Programı

Marcus Miller, Miles Davis’in 100. yaşında efsane kadroyu yeniden bir araya getiriyor

Festival Açılış Konseri: Marcus Miller presents WE WANT MILES! The Reunion Tour 2026
30 Haziran Salı, 21.30, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu

Marcus Miller, doğumunun 100. yılında ustası Miles Davis’i anmak ve onun müzikal mirasını kutlamak için “WE WANT MILES!” projesiyle Miles Davis’e son yıllarında turnelerine eşlik eden ekibi yeniden bir araya getiriyor ve ilham kaynaklarından İstanbul’u da duraklarına ekliyor. Tıpkı eski günlerdeki gibi saksofonda Bill Evans, gitarda Mike Stern, perküsyonda Mino Cinelu ve elbette basta Marcus Miller, Miles Davis’in We Want Miles albümünün yanı sıra ustanın son dönemine uzanan repertuvarından bir seçkiyle sahnede olacak. Bu efsane kadroya davulda Anwar Marshall, klavyede Brett Williams ve trompette çağdaş Miles Davis yorumlarıyla alkış alan başarılı caz müzisyeni Russell Gunn eşlik edecek. 

Soul müziğin yükselişteki yıldızı Thee Sacred Souls ilk kez İstanbul’da

Thee Sacred Souls I LA LOM
1 Temmuz Çarşamba, 20.00, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu

Thee Sacred Souls’un alameti farikaları analog kayıt, 60’ların soul ruhu, yavaş tempo, eşlikçi Latin ritimleri, biraz Los Ángeles Negros tadı, biraz 70’lerin İspanyol soul rüzgârı, bazen de 1930’lardan kalma Delta blues… San Diego çıkışlı Thee Sacred Souls, R&B ve soul geleneğini ruha dokunan sözleri ve kendine has dokunuşlarıyla günümüze taşıyarak 1960 ve 70’lerin müziğini genç kuşağa sevdiriyor. Basçı Alex Garcia, davulcu Sal Samano ve vokalist Josh Lane’den oluşan grup, 2020’den bugüne Can I Call You Rose?, Give Us Justice, Will I See You Again?, We Don’t Have To Be Alone gibi şarkılarıyla müzikseverlerin gönlünde hatırı sayılır bir yer edindiler. Yoğun tempolu turnelere çıktılar, Coachella’yı salladılar, Stevie Wonder ile aynı sahneyi paylaştılar ve ünlü hayranları arasına Beyoncé’yi eklediler. Şimdi İstanbullu müzikseverlerle buluşmak üzere 33. İstanbul Caz Festivali’ne konuk olmaya hazırlanıyorlar. Konserin açılışını ise The Los Angeles League of Musicians ismiyle de tanınan enstrümantal üçlü LA LOM yapacak.

Robert Plant, tüm dünyada ses getiren yeni grubu Saving Grace ile festivalde

Robert Plant with Saving Grace and Suzi Dian
2 Temmuz Perşembe, 21.00, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu

Led Zeppelin’in söz ve ses hazinesi Robert Plant, tüm dünyada olağanüstü ses getiren yeni grubu Saving Grace ile festivale konuk olmaya hazırlanıyor. 70’lerin müzikal zenginliği ve coşkusunun içinden farklı türlerle örülü özgün sesiyle ortaya çıkarak yıllarca listelerden inmeyen, Stairway to Heaven başta olmak üzere onlarca hitiyle müzik tarihine adını altın harflerle yazdıran, dünyayı ruhani bir biçimde etkisi altına alan bir külte dönüşen Led Zeppelin’in “Golden God”ı Robert Plant, grubun dağılmasından bu yana zamanı ve müziği bükmeye ve ilginç müzikal kombinasyonlar yaratmaya devam ediyor. Hard rock’tan New Wave’e, blues’tan Americana’ya ve oradan dünya müziğine uzanan yolculuğunun yeni durağı ise Saving Grace. Robert Plant, usta müzisyenleri bir araya getirdiği son projesi Saving Grace ile folk, country, blues ve gospel etrafında usulca geziniyor; Suzi Dian ile Robert Plant’in sesleri kusursuz bir dans koreografisi gibi ritim içinde birbirine dolanıyor; yeniden mistik evrenlere uzanarak Led Zeppelin dönemlerine de göz kırpmayı unutmuyor. Bu yaz, dünyanın dört bir yanından hayranları onları beklerken şanslı duraklardan biri de İstanbul.

Grammy ödüllü Arooj Aftab, festivale konuk oluyor

Arooj Aftab

3 Temmuz Cuma, 20.00, Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu

Primavera Sound Barcelona, Coachella, Glastonbury, Montreal Caz Festivali gibi festivallerde kalabalıkları büyüleyen Arooj Aftab, Neo-Sufi dünyasının kapılarını bu yaz İstanbul Caz Festivali’nde aralıyor. Brooklyn merkezli Pakistanlı besteci, yapımcı, aranjör ve şarkıcı Arooj Aftab, kendi yarattığı Neo-Sufi müziğiyle Amerikan caz sahnesinde bir süredir ezberleri bozuyor. Neo-Sufi adını verdiği tarzı, basit bir tür karışımından fazlası, onun ifadesiyle “kendi dünyasında yaşayan, kişisel bir hikâye”. Müziğini dinleyince ne demek istediğini anlamak zor değil. Urduca “aşk” anlamını taşıyan “Mohabbet”, şair Hafeez Hoshiarpuri’nin bir gazeli; “Last Night”, Mevlana Celaleddin Rumi’nin “Dün Gece” şiirinin caz ve reggae ile bir buluşması. Night Reign albümünden “Na Gul”, sözlerini Urduca eserler koleksiyonu yayımlayan ilk kadın olan 18. yüzyıl şairi Mah Laqa Bai Chanda’dan alıyor. Ona birçok ödül, adaylık ve övgü kazandıran, “Mohabbet” ile Grammy aldığı ilk uzunçaları Vulture Prince’ten bugüne Aftab, bizi türlerin yalan olduğuna ikna eden varlığıyla dünyalarını çoğaltmaya devam ediyor.

Batı’ya Türkçe cazı sevdiren Senem Diyici, Okay Temiz ile festival sahnesinde

Senem Diyici Mavi Yol Quartet feat. Okay Temiz

4 Temmuz Cumartesi, 21.00, Salon İKSV

Şifalı sesi, her türden vurmalı çalgıya hakimiyeti, Anadolu’yu Batı ile buluşturan özgün müziği, her biri damakta ayrı tat bırakan albümleriyle yarım asırdan fazla bir süredir bizi dingin sulardan coşkun dalgalara sürükleyen Senem Diyici, kendi topraklarının sesine kulak veren bir sanatçı. 1980’lerde Fransa’da Türk ezgilerini cazla harmanlarken henüz dünya müziği kavramına kimse bugünkü kadar aşina değildi. 1983’te Anadolu ve 1989’da Takalar albümlerini yayımlayarak müzik çevrelerinin ilgisini çekti. “Yemen Türküsü”, “Arzu Gızım”, “Haydar, Haydar”, “Ah Bir Ateş Ver” ve nicesini cazla harmanladığı türküler onunla yeniden hayat buldu. 26 yıl kaldığı Fransa’da sadece Türkçe söyledi, Batı’ya Türkçe cazı sevdirdi. Basma fistan, mor yemeni ve caz melodilerini şifalı sesinde birleştiren Senem Diyici, Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görüldüğü 33. İstanbul Caz Festivali’ni aynı zamanda bir konserle onurlandıracak. Vibrafonda Tom Gareil, trompette Can Ömer Uygan ve basta Enver Muhamedi’nin olacağı akşamda sanatçı, sevilen eserlerinden oluşan bir repertuvarla sahnede olacak. Ona, Türkiye’de caz müziğin öncülerinden ve Türk motiflerinin keşfedilmemiş örneklerini caz dünyasına kazandırmasıyla uluslararası alanda büyük başarılara imza atmış perküsyon ustası Okay Temiz eşlik edecek.

Modern Brezilya müziğinin dünyaya açılan yüzü Mari Froes, ilk kez Türkiye’de

Brezilya Gecesi: Mari Froes

6 Temmuz Pazartesi, 21.00, The Marmara Esma Sultan Yalısı

Mari Froes, Portekizce söylediği şarkılarıyla Fas’tan Hollanda’ya, Güney Afrika’dan Hindistan’a geniş çapta bir etki yaratıyor. Bir yanda, birkaç yıldır dünyayı etkisi altına alan MPB (Música Popular Brasileira) ile samba ritimleri, öte yanda Froes’in yumuşak ve derin vokali var. Bu becerileri, Portekizcenin melodik ve doğal akan tınısıyla da birleşerek Froes’i kısa sürede Brezilya’nın tüm dünyaya armağan ettiği bir müzikal yeteneğe dönüştürdü. Nitekim henüz 23 yaşında olmasına rağmen Latin müziğin dünya çapında yükselen isimleri arasında sayılıyor. Mari Froes, sevdiği şarkıları akustik gitarıyla yeniden yorumladığı videolar paylaşarak ilgi çekti; dönüm noktası ise Baco Exu do Blues’un “Girassóis de Van Gogh” parçasını yorumladığı ve milyonlarca kez dinlenen videosu oldu. Fransız elektronik müzik ikilisi Trinix’le işbirliği yaptığı “Vaitimbora”, sosyal medyanın gücünü de arkasına alarak 2025’in en çok dinlenen şarkılarından biri oldu ve onun yükselen bir yıldız olduğunu bir kez daha kanıtladı. Froes bossa nova, samba ve MPB’yi güçlü sesi ve yumuşak yorumuyla buluşturuyor; caz ve rock dokunuşlarıyla türler arasında özgürce dolaşmayı seviyor ve tüm bunlar canlı performanslarının özgün ve sürprizlere açık olmasını sağlıyor. SNOC’un gösteri sponsorluğunu üstlendiği gecede samba ritimleri Esma Sultan Yalısı’na, Mari Froes festivalin Brezilya Gecesi’ne çok yakışacak.

Yıldız saksofoncu Joe Lovano ve İtalyan cazının usta ismi Antonio Faraò, festival için İstanbul’da buluşuyor

Joe Lovano feat. Antonio Faraò Trio with Ira Coleman & Johnathan Blake

7 Temmuz Salı, 21.00, İstanbul İtalya Başkonsolosluğu Bahçesi

“Tenor saksofonun devi”, Blue Note Records’ın ikonik sanatçısı, günümüzün en önemli caz müzisyenlerinden Joe Lovano, dünyanın önde gelen saksofoncularından biri. Grammy ile birlikte sayısız ödül, Berklee College of Music’ten fahri doktora unvanı, Julliard’da hocalık, işbirlikleri dahil onlarca albüm ve grup, Lovano’nun birçok başarısından birkaçı ama asıl önemlisi o, daha ilk notada tanınan özgün bir Lovano tarzı yarattı. Antonio Faraò ise güçlü tekniği, sert ve enerjik tavrı, yaratıcı yaklaşımı, sahnedeki varlığı ve Avrupa cazından Amerika’ya uzanan tekniğiyle kendi kuşağının en iyi caz piyanistlerinden. Piyanosuyla baş başa kaldığında ustalıkla tek kişilik bir orkestraya dönüşüyor, başkalarıyla birlikte çaldığında müzikal iletişimin tüm imkânlarını kullanıyor ve yaratıcı kombinasyonlar ortaya çıkarıyor. Birbirleriyle caz dilinde konuşan iki usta müzisyen, “Joe Lovano & Antonio Faraò: Explorations” projeleriyle festivale uğruyor. İkilinin müzikal diyaloğunu; Herbie Hancock, Tony Williams ve Dee Dee Bridgewater ile çalışmış basçı Ira Coleman ile günümüz caz sahnesinin itici güçlerinden davulcu Jonathan Blake tamamlıyor.

Kadıköy’de bir gece, iki sahne, altı konser

+1’li Gece Gezmesi

8 Temmuz Çarşamba, 19.30, Moda Sahnesi & Komünite

Festivalin geleneksel etkinliklerinden +1’li Gece Gezmesi, Kadıköy’de çarşamba akşamını geceye bağlıyor; Moda Sahnesi ve Komünite’de peş peşe sahneye çıkacak birçok müzisyenle bir müzik maratonu festival izleyicilerini bekliyor. Moda Sahnesi, Avrupa’nın önde gelen çağdaş enstrümantal groove topluluklarından İsviçreli L’Eclair’i ağırlıyor; indie füzyon grubu TurkodiRoma geceyi sinematik dokunuşuyla noktalıyor. Komünite’de ise akşam, elektro caz füzyon beşlisi Lhodos Project ile başlıyor; İstanbul’un kaosundan ilham alan eklektik müzisyen 3pillie ile devam ediyor ve Budapeşte’nin yükselen caz, hip-hop ve doğaçlama sahnesinin enerjik temsilcilerinden Jazzbois ile sona eriyor.

Dünyaca ünlü perküsyon ustası Ayhan Sicimoğlu, Harikalar Bandosu ile festivalde

Ayhan Sicimoğlu Harikalar Bandosu

9 Temmuz Perşembe, 21.00, Gün Bahçesi – Hilton Istanbul Bosphorus

Perküsyon ustası, iş insanı, gezgin, yazar, sunucu, fotoğrafçı ve yapımcı… Latin müziğine, denizlere, İstanbul’a ve dünya mutfağına sevdalı… Ülkemizin usta müzisyenlerinden Ayhan Sicimoğlu, bu çokyönlü kişiliği ile müziğini de besliyor ve müzik tarihimize renkli bir portre bırakıyor. Ayhan Sicimoğlu’nun müziğe ilgisi küçük yaşta eve gelen hocasından öğrendiği akordeon ile başladı fakat gönlü hep davuldaydı. Berklee’de perküsyon eğitimi aldı, Açık Radyo’da “Latin Lover” isimli kendi programını sundu. Latin All Stars orkestrasını kurarak Türkiye müzik tarihine zamansız performanslar ve Özkan Uğur, Fahir Atakoğlu, Rodrigo Rodriguez, Balık Ayhan, Mirkelam, Armando Miranda, Aydın Esen, Sibel Tüzün, Ayşe Sicimoğlu, Banu Kunt ve dahasını bir araya getirdiği iki ikonik albüm bıraktı. Usta perküsyoncu, Turcolatino olarak adlandırdığı özgün müziği, enerjisi bir an olsun düşmeyen renkli performansı ve Harikalar Bandosu’yla festivalin unutulmazları arasına girecek.

Selen Beytekin, Hermon Mehari ve Tony Tixier ile festival sahnesinde

Selen Beytekin feat. Hermon Mehari & Tony Tixier

10 Temmuz Cuma, 21.00, Gün Bahçesi – Hilton Istanbul Bosphorus

İstanbul’un özgün ve dinamik caz sahnesine ses rengi, vokali ve ışıltılı enerjisiyle dinamizm katan isimlerden Selen Beytekin, İstanbul Caz Festivali’ne çok özel bir proje ve Fransa’dan iki konuğu ile katılıyor. Çok genç yaşlarda klasik piyano eğitimi alarak müziğe başlayan Beytekin, yolunun İlham Gencer ile kesişmesiyle caz kulüplerinde piyano çalıp şarkı söyleyerek profesyonel caz sahnesine adım attı. Caz kulüplerinin ve festivallerinin aranan isimlerinden oldu, performansları dilden dile dolaştı. Aşkın Arsunan, İlham Gencer, Volkan Öktem, Kent Mete, Kerem Görsev, Tony Jones, Ricci Benson, Neşet Ruacan, Atilla Şereftuğ, Spyro Gyra gibi müzisyenlerle aynı sahneyi paylaştı. NTV’de kendi müzik programını sundu; Joy FM, NTV ve Karnaval radyolarında programlar yaptı. Selen Beytekin, müziğini vokalin ön planda olduğu bir performans ile festival sahnesine taşıyacak. Ona sahnede, müziğiyle dünyayı gezen ödüllü caz trompetçisi Hermon Mehari ve çağdaş Avrupa caz sahnesinin dikkat çeken caz piyanistlerinden ve besteci Tony Tixier eşlik edecek.

Festivalin geleneksel etkinliklerinden Caz Vapuru bir kez daha Boğaz’a yelken açıyor

Caz Vapuru

12 Temmuz Pazar, 11.00, Kabataş Transfer Merkezi

Festivalin en cümbüşlü ve en sevilen etkinliklerinden Caz Vapuru yeniden demir almaya hazır. Dünyanın en güzel manzaralarından biri eşliğinde, şehrin en karakteristik seslerine sahip İstanbul Boğazı’nda müzik dolu bu vapur yolculuğunda, Türkiye’den sevilen caz sanatçıları güverteyi neşeli melodilerle dolduracak. Müzik iskelede başlayacak; kıyıdan yükselen ritim Boğaz boyunca dalga dalga yayılacak. Cazın erken dönem örneklerinden oluşturduğu repertuvarıyla deneyimli müzisyen Kamucan Yalçın ve grubu Kamucan Yalçın and Friends, Ragtime ve Dixieland’e özgü dramatik üsluba referans veren performansıyla Caz Vapuru’nda olacak. New Orleans’ın brass band geleneğini günümüze taşıyan İstanbullu üflemeliler beşlisi swing Brassist’in neşeli müziğiyse vapuru bir dans pistine çevirecek. Eklenecek yeni grup ve müzisyenlerle Caz Vapuru’nun tam programı, önümüzdeki günlerde açıklanacak.

Tüm dünyanın gözü onun üstünde: Çağımızın en başarılı ve üretken caz vokallerinden Veronica Swift, gerçek bir caz gecesi için festival sahnesinde

Veronica Swift

13 Temmuz Pazartesi, 21.00, Sultan Park – Swissôtel the Bosphorus

Veronica Swift, bir gün sahnede scat üzerine ustalıklarını sergilerken bir başka gün rock grubu Dame ile saçını savurarak ceketini fırlatıyor. Bir konserde Chris Botti’ye eşlik ediyor; bir başka performansında Aerosmith’in “Rag Doll” şarkısını hot jazz olarak yorumluyor; son albümünde tüm kuralları yıkıyor. Onun için sadece bir bebop yıldızı demek az kalır: Swift’in alametifarikası cazda köklenmiş, rock’n roll üflenmiş bir ruha sahip olması. Kendi jenerasyonunun çokyönlü ve çoksesli doğal yeteneklerinden ve bu yetenek zenginliğini türlerarası ve türlerüstü keşifler, üretimler ve performanslar için kullanıyor. Dünyanın gözü onun üzerinde ve kimse yeteneklerine şaşırmayı bir an için bile bırakmıyor. Şimdilerde mayıs ayında çıkacak albümü üzerine çalışıyor ve dünyanın en özgürleştirici müziğinin dahi kısıtlamalarını yerle bir etmeye kararlı, korkusuz bir yorumcu olarak bu döneme damgasını vurmaya devam ediyor. Veronica Swift kusursuz vokali, coşkulu enerjisi ve performansıyla festivale yakışır bir kapanış yapmaya geliyor.

Festivalin ücretsiz konserleriyle parklarda buluşalım

Parklarda Caz

4 Temmuz Cumartesi, 17.30, Ataşehir

5 Temmuz Pazar, 17.30, Kadıköy

Festivalin her yıl İstanbulluları parklarda müzikle buluşturduğu geleneksel etkinliği Parklarda Caz bu yıl da şehrin parklarına konuk oluyor. Festivalin Genç Caz+ programına seçilen grupların izleyici karşısına çıkma heyecanını yaşayacağı etkinlik serisinin bir konuğu da Portekiz’den Kumpania Algazarra olacak. Portekiz’in günün her saati yaşayan canlı sokaklarında doğan Kumpania Algazarra; ska, folk, reggae, Balkan ezgileri, Latin ritimleri ve funk’ı içine alan zengin müzikal yelpazesiyle Portekiz’in en güçlü bakır üflemeli gruplarından biri. 2024’te 20. yılını kutlayan, Mayıs 2026’da yeni albümlerini çıkarmaya hazırlanan grup; yarattığı dünya müziğini dünyayı gezerek paylaşmaya ve her performansını bir kutlamaya çevirmeye devam ediyor. Festival bu yaz İstanbul ahalisini Kumpania Algazarra ile kutlama neşesinin parçası olmaya Parklarda Caz’a davet ediyor. Parklarda Caz’ın ayrıntılı programı yakında açıklanacak.

Genç Caz+ programı, İKSV Yeni Sahne Partneri Rönesans desteğiyle devam ediyor

Festivalin 24 yıldır sürdürdüğü Genç Caz+ programı, Türkiye’de amatör veya yarı profesyonel olarak müzikle ilgilenen, 28 yaş altındaki genç müzisyen ve topluluklara festival programında yer alabilecekleri bir platform sağlıyor. Bu yıl İKSV’ye Yeni Sahne Partneri olarak destek veren Rönesans’ın katkılarıyla gerçekleştirilecek Genç Caz+ programına başvurular sonrasında belirlenecek müzisyen ve topluluklar, 33. İstanbul Caz Festivali kapsamında şehrin farklı semtlerindeki parklarda ücretsiz gerçekleştirilen Parklarda Caz etkinliklerinde uluslararası sanatçılarla aynı sahneyi paylaşma imkânı yakalayacak. Seçilen topluluklar ayrıca birer özgün eseriyle, dijital platformlarda yayımlanacak Genç Caz+ 26 albümünde yer almaya hak kazanacak. İKSV Genç Sanatçı Fonu desteğiyle hayata geçirilen albüm projesiyle yetenekli ve umut vadeden genç müzisyenlerin yaratıcılık ve kariyer gelişimleri desteklenecek ve Türkiye’den dünyaya seslerini duyurmaları sağlanacak. Genç Caz+ için son başvuru tarihi 17 Nisan Cuma. Ayrıntılı bilgi için: caz.iksv.org/tr/genc-caz/hakkinda

Garanti BBVA Festival Sohbetleri

Festival öncesinde gerçekleştirilen Garanti BBVA Festival Sohbetleri bu yıl da devam ediyor. Mart ve nisan aylarında Salt Beyoğlu’nda düzenlenecek üç farklı söyleşide Türkiye’de caz ve güncel müziğin gelişimine dair farklı konular ele alınacak.

24 Mart Salı günü saat 18.30’da Salt Beyoğlu’nda, Merve Eryürük’ün moderatörlüğünde düzenlenecek “Yapay zekâyla müzik: Alıştık ama anlaştık mı?” başlıklı panelde, yaratıcı endüstriler sektöründe teknoloji ve sanat üretimi üzerine tasarladığı ve kürate ettiği projelerle xtopia kurucusu Lalin Akalan ile yapay zekânın albüm yaratım süreçlerindeki global yerini yakından takip eden ve bu alandaki potansiyellerini sorgulayan yapımcı ve müzisyen Orkun Tunç bir araya gelecek.

7 Nisan Salı günü saat 18.30’da Salt Beyoğlu’nda, tecrübeli yayıncı ve gazeteci Cem Erciyes’in moderasyonunda gerçekleştirilecek “Müziğin 40 yıllık hafızası: Pan Yayınları” başlıklı söyleşide, Pan’ın kurucuları Işık ve Ferruh Gencer, yayınevinin kuruluş vizyonunu, riskli ve sürpriz başarı getiren kitapları, popüler yayınlarla niş projeler arasındaki dengeyi ve Türkiye’de müzik yayıncılığı yapmayı anlatacak.

28 Nisan Salı günü saat 18.30’da Salt Beyoğlu’nda gerçekleştirilecek, “Müzik mekânı nasıl işler?” başlıklı panel, radyo programcısı Hasan Cenk Dereli moderatörlüğünde; mimar ve müzisyen Mert Üçer; iki ana ögesi mekân ve programlama olan festivalleri temsilen Pulse’un etkinlik ve içerik yöneticisi Deniz Kuzuoğlu ve mekân ile müzik arasında hem fiziksel hem deneyimsel köprüler kuran eğlence, etkinlik ve mekân yönetim profesyoneli Uluç Dündar’ı bir araya getirecek.

İstanbul Caz Festivali çocuk atölyeleri

İKSV Alt Kat, 33. İstanbul Caz Festivali’nde, İKSV 2026 Festivalleri Çocuk ve Genç Atölyeleri Sponsoru Alarko Holding’in katkılarıyla Sanata İlk Adım programı kapsamında 7-8 Temmuz’da çocuklara özel ‘Selen Beytekin ile Caz: Müzikten Resme’ atölyeleri düzenleyecek. 4–6 ve 7–9 yaş gruplarına yönelik olarak gerçekleştirilecek atölyelerde çocuklar, dinledikleri müzikten yola çıkarak resim yapacak; seslerin, ritimlerin ve duyguların renkler ve formlarla nasıl ifade edilebileceğini keşfedecek. Atölyeler, müzisyen Selen Beytekin yürütücülüğünde İKSV Alt Kat’ta gerçekleştirilecek. Katılımın ücretsiz olduğu atölyelerin rezervasyonları 18 Haziran’da açılacak.

Festival biletleri 6 Mart Cuma günü satışta

33. İstanbul Caz Festivali’nin avantajlı dönem biletleri; Siyah Lale Kart üyeleri için 3 Mart Salı; Beyaz Lale Kart üyeleri için 4 Mart Çarşamba; Kırmızı Lale Kart üyeleri için 5 Mart Perşembe öncelikli olarak satışa çıkacak.

Festivalin genel satışları 6 Mart Cuma günü başlayacak.

Festival biletleri, avantajlı dönem fiyatlarıyla, passo.com.tr, Passo mobil uygulaması ve Passo perakende satış noktalarından satın alınabilir.

İKSV Kurucu Sponsoru Eczacıbaşı desteğiyle festivalde öğrenciler için sınırlı sayıda Eczacıbaşı Genç Bilet 50 TL üzerinden satışa sunulacak.

33. İstanbul Caz Festivali biletleri, tüm Garanti BBVA kredi kartları ile %10 indirimli satın alınabilecek.

İKSV Lale Kart üyelerine indirim ve öncelikler

Üyelikleriyle İKSV’nin tüm çalışmalarını destekleyen Lale Kart üyeleri, İstanbul Caz Festivali konserlerinin biletlerini indirimli fiyatlarla öncelikli olarak alabiliyor.

Siyah Lale Kart üyeleri 3 Mart Salı 10.30’da; Beyaz Lale Kart üyeleri 4 Mart Çarşamba 10.30’da; Kırmızı Lale Kart üyeleri 5 Mart Perşembe 10.30’da biletlerini öncelikli olarak satın alabilecek.

Siyah ve Beyaz Lale Kart üyeleri biletlerini ön satış günlerine özel yer seçme opsiyonuyla passo.com.tr üzerinden %25 indirimle satın alabilecek. Kırmızı Lale Kart üyeleri ise biletlerini %15 oranında indirimle satın alabilecek.

İKSV tarafından 2002 yılından bu yana sürdürülen Lale Kart üyelik programı, destekleriyle kültür-sanata bireysel katkıda bulunan üyelerine vakfın düzenlediği etkinliklerde ayrıcalık ve öncelik sağlıyor. İKSV Lale Kart üyeleri İKSV’ye katkı sağlarken, festival etkinliklerindeki indirimlerin ve önceliklerin yanı sıra İstanbul’da birçok farklı kültür, sanat ve yaşam mekânında indirimlerden de faydalanabiliyor. Lale Kartlı olmak ve ayrıntılı bilgi için: lalekart.iksv.org

Festivalin destekçileri

33. İstanbul Caz Festivali’nin Festival Sponsoru, bu yıl da Garanti BBVA.

Festivale Rönesans Gayrimenkul Yeni Sahne Partneri, +1 gösteri destekçisi, SNOC gösteri sponsoru ve Anadolu Efes katkı sağlayan kuruluşlar olarak destek veriyor.

Festival ayrıca, Brezilya İstanbul Başkonsolosluğu ve Instituto Guimarães Rosa, Hilton Istanbul Bosphorus, İBB Hizmet ve İletişim Grubu İştiraki Kültür AŞ, İstanbul İtalya Başkonsolosluğu, İtalyan Kültür Merkezi, İsviçre Başkonsolosluğu, Macar Kültür Merkezi, Komünite, Kadıköy Belediyesi, Ataşehir Belediyesi ve Swissôtel The Bosphorus’un değerli işbirliğiyle gerçekleşiyor.

Atatürk Kültür Merkezi, 33. İstanbul Caz Festivali’ne mekân desteği veriyor.

33. İstanbul Caz Festivali, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. İstanbul Valiliği, T.C. İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi tarafından da destekleniyor.

Festivale İKSV Kurucu Sponsoru Eczacıbaşı Topluluğu, Havayolu Partneri Türk Hava Yolları, İKSV Konaklama ve Mekân Sponsoru The Marmara Group, İKSV 2026 Festivalleri Çocuk ve Genç Atölyeleri Sponsoru Alarko Holding, İKSV Sigorta Sponsoru Zurich Sigorta Grubu Türkiye ile servis sponsorları Amerikan Hastanesi, Tempo BPO, Insider, MindBehind, GFK, Mindshare, Somera, Boosmart ve Wiseback de destek veriyor.

Medya sponsorları arasında Apaçık Radyo, Karnaval Medya Grubu, CNCB-e, Oksijen, T24, Socrates, Fayn ve Time Out İstanbul yer alıyor.

Cazda Buluşalım sloganıyla hazırlanan kampanya görselleri ve reklam filmi Tribal Worldwide İstanbul tarafından hazırlandı.

Festivalin tanıtım çalışmalarındaki destekleri için İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İBB Hizmet ve İletişim Grubu İştiraki Kültür AŞ, İGA Pass, İcon Dooh ve Pano Effect’e teşekkür ederiz.

33. İstanbul Caz Festivali ile ilgili gelişmeleri sosyal medyadan takip etmek için:

Instagram I X I TikTok I Facebook I YouTube I Spotify

#istanbulcazfestivali #iksv #iksvseveseve

EMİN ALPER’İN YENİ FİLMİ ‘KURTULUŞ’ BERLİN FİLM FESTİVALİ’NDE DÜNYA PRÖMİYERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ!

‘KURTULUŞ’ BERLİN’DE ALTIN AYI ÖDÜLÜ İÇİN YARIŞIYOR…

 

Emin Alper‘in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde 15 Şubat Pazar günü gerçekleştirdi. Berlinale Palast’ta ilk kez sinemaseverlerin karşısına çıkan filmin gösterim heyecanını kırmızı halıda Emin Alper’le beraber başrol oyuncuları Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman, Naz Göktan ve Özlem Demir beraber yaşadılar. Biletleri günler öncesinden tükenen ‘Kurtuluş’un prömiyerinde Emin Alper öncelikle tüm ekibine ve oyuncularına teşekkür ederken filmle ilgili duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Kurtuluş, bir topluluğun nasıl korkunç suçlar işleyebileceği üzerine bir film. Tarih bu tür hikayelerle dolu… Ne yazık ki günümüz de öyle. Bugün, İsrail’in Gazze’de işlediği soykırıma tanık oluyoruz. Bu suçları durdurabilecek tek şey, dünyanın güçlü bir tepki göstermesi, ancak biz Filistin’i yüzüstü bıraktık. İster bu suça ortak olmuş Batılı güçler, ister Batı dışında kalan otokrat devletler olsun, hükümetlere güvenemeyiz. Sadece kendimize ve dünya halklarına güvenmeliyiz, uyanık olmalıyız, birlikte ayağa kalkmalıyız ve değişimin gücü olmalıyız.”

 

‘Kurtuluş’ Emin Alper’in 2019 yılında yine aynı bölümde yer alan ‘Kız Kardeşler’ filminden yedi yıl sonra, Türkiye’den Ana Yarışma’ya kabul edilen ilk yapım olma başarısını gösterirken festivalin ödülleri 21 Şubat akşamı yapılan törende sahiplerini bulacak. Yönetmenin beşinci uzun metrajlı filminin oyuncu kadrosunda Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman, Naz Göktan, Özlem Taş, Eren Demir, Selim Akgül, Hichi Demi ve Nazmi Karaman yer alıyor.

 

Korucu Hazeran aşireti ile yıllar önce terk etmek zorunda bırakıldıkları köylerine geri dönen Bezariler arasındaki toprak çatışmasını odağına alan film; gergin bir atmosferde, tekinsiz rüyaların körüklediği bir iktidar mücadelesini ve ‘kurtuluş’ vaadinin peşinden giden bir köyün hikâyesini anlatıyor.

 

Yapımcılığını Liman Film’in üstlendiği ‘Kurtuluş’un ortak yapımcıları arasında Bir Film, Meltem Films, TS Productions, Circe Films, Horsefly Films ve Second Land yer alıyor.

 

Filmin dünya satışını Paris merkezli Lucky Number, Türkiye dağıtımını ise Bir Film üstleniyor.