YUSUF SEVİNÇLİ’DEN KIBRIS’A SESSİZ BİR BAKIŞ: “REPUBLIC” FOTOĞRAF SERGİSİ GİRNE ART ROOMS’DA AÇILDI!

Hayatını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdüren fotoğraf sanatçısı Yusuf Sevinçli’nin Kıbrıs’ta ürettiği yeni serisi “REPUBLIC”, Girne’nin dikkat çeken çağdaş sanat galerisi Art Rooms’da açılan aynı başlıklı sergide fotoğraf tutkunlarıyla buluştu! Sanatçının 2020–2025 yılları arasında adaya yaptığı ziyaretler sırasında şekillenen ve yaklaşık 70 fotoğraftan oluşan seçki, adayı doğrudan tarif etmekten ziyade gündelik hayatın içine sinmiş katmanları görünür kılıyor. “REPUBLIC” sergisi, 14 Nisan’a dek pazar hariç her gün 13.30 – 20.30 saatleri arasında Art Rooms’da ziyaret edilebilir.

 

Bazı coğrafyalarda tarih bir hikâye gibi anlatılmaz; daha çok bir gölge gibi taşınır. Kıbrıs da çoğu zaman böyledir: Gündelik hayat sürer, ışık değişir, deniz hep aynı yerindedir; ayrıca gökyüzünün en güzel izlenebildiği özel yerlerden biridir—ama yine de bir şey tam olarak netleşmez.

 

Yusuf Sevinçli’nin, Art Rooms’da açılan aynı başlıklı sergide izleyiciyle buluşan “REPUBLIC” serisi, tam da bu muğlaklığın diline yaklaşıyor: Açık seçik konuşmuyor, daha çok sustuklarımızın etrafında dolaşıyor. Sevinçli’nin fotoğrafları adayı “göstermekten” çok, adanın içine sinmiş tanıdık bir hâli görünür kılıyor. Ada, en bilinen mekânlarında bile içeriden bir bakışla yeniden belirirken Kıbrıslılar ve uzun süredir adada yaşayanlar için içselleştirilmiş bir yakınlık duygusu yaratıyor. Serginin izleyiciyle kurduğu ilişki böylece bir hikâye anlatımından ziyade, nostaljiye yaslanmayan, gündelik hayatın içine yerleşmiş bir temasa dönüşüyor. Sanatçının kendi ifadesiyle iş, “beyanda bulunmak yerine akıp gidiyor.”

 

Sanatçının fotoğraf pratiği, “kanıt” üretmekten çok, bir bakış disiplini kuruyor. Büyük format analog üretim, serinin ritmini belirliyor. Görüntü, hızlıca tüketilen bir bilgi olmaktan çıkarak durmayı, yeniden bakmayı ve ayrıntılar içinde düşünmeyi talep eden bir alana dönüşüyor. Direktörlüğünü Oya Silbery’nin üstlendiği “REPUBLIC” sergisinde, “olay” geri çekildikçe mekân öne çıkıyor. Büyük açıklamaların yerini izler, yüzeyler, ışık, bekleyiş gibi küçük ayrıntıların aldığı sergi,  izleyiciyi kesin sonuçlara ulaştırmaktan çok, fotoğrafların içinde sakin ve dikkatli bir izleme hâline davet ediyor.

 

Sergi kitabı ARUCAD Press tarafından sanatseverlerle buluşturulmak üzere yayıma hazırlanan “REPUBLIC” sergisi, 26 Şubat – 14 Nisan 2026 tarihlerinde pazar hariç her gün 13.30 – 20.30 saatleri arasında Art Rooms’da ziyaretçilerini bekliyor.

TARİHİ SARNICA ÖZEL ENSTALASYON: GENÇ SANATÇI KIYMET ALTUNYURT’UN KOLEKTİF “YOL” BAŞLIKLI KİŞİSEL SERGİSİ, GÜLHANE SANAT’TA AÇILDI!

İBB Miras dokunuşuyla koruma altına alınan Gülhane Sarnıcı’nda açılan Gülhane Sanat, genç sanatçı Kıymet Altunyurt’un Kolektif “Yol” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor! Kolektif “Yol”, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) İstanbul Şubesi’nin hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi Mina’nın Çocukları’nın yeni sergisi olarak sanatseverlerle buluşuyor. Dernek bünyesinde yetişen mimarlık mezunu sanatçı Altunyurt tarafından mekâna özel kurgulanan enstalasyon “Kor” etrafında şekillenen sergi; hafıza, dönüşüm ve birlikte iyileşme fikrini, sarnıcın katmanlı atmosferiyle bir araya getiriyor. İBB Kültür ve İBB Miras’ın destekleriyle düzenlenen Kolektif “Yol” sergisi, 11 Mart’a kadar pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Gülhane Sanat’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

 

2018’de bir uçak kazasında hayatını kaybeden iş insanı Mina Başaran ve arkadaşlarının adını yaşatmak amacıyla başlatılan sosyal sorumluluk projesi Mina’nın Çocukları, genç kadınları eğitim, sanat ve kariyer alanlarında destekleyerek hayatın her alanında güçlendirmeyi, iş yaşamına hazırlamayı ve yarının kanaat önderlerinin yetişmelerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Sanatın dönüştürücü gücüne inanan ve genç kadınlara kendilerini ifade edebilecekleri alanlar açmayı sorumluluğu olarak gören proje, sanata ve kolektif yaratıcılığa verdiği önemle bugüne kadar pek çok sanatçının sesi ve hikâyelerinin taşıyıcısı oldu. Mina’nın Çocukları, yeni sergisiyle de genç kadınları destekleme misyonunu bir adım öteye taşıyor.

 

MEKÂNA ÖZGÜ ENSTALASYON: “KOR”

 

Projenin yeni sergisi Kolektif “Yol”TÜKD bünyesinde yetişen mimarlık mezunu genç sanatçı Kıymet Altunyurt’un mekâna özgü enstalasyonunu odağına alıyor. Altunyurt, mekânla kurduğu kavramsal ilişki üzerinden bireysel deneyimini ve katmanlarını görünür kılıyor. Sergide yer alan mekânsal enstalasyon “Kor” bireyin kendi benlik arayışındaki sonsuz alternatif yolların kolektif bilinçle nasıl iç içe geçtiğini araştırıyor. Altunyurt’un mimarlık disiplininden gelen bakış açısı, mekânı yalnızca bir sergileme alanı değil; deneyimlenen, dolaşılan ve düşünsel olarak katman katman açılan bir yapı olarak ele alıyor. “Kor”, izleyiciyi edilgen bir gözlemci olmaktan çıkararak, kolektif bir yolun parçası olmaya davet ediyor.

 

Mina’nın Çocukları projesiyle kurulan güçlü bağ ise çalışmanın kavramsal temelini oluşturuyor. Genç sanatçının, projeye yapılan bağışlar ve oluşturulan fonlar aracılığıyla sağlanan seyahat bursu kapsamında gerçekleştirdiği uzun yolculuk; farklı coğrafyalarda edinilen tanıklıklar, karşılaşmalar ve kurulan bağlar üzerinden enstalasyonun ritmik, soyut anlatısını besliyor. Bu üretim süreci, bireyin yalnızca kendi yolunu değil, kolektiften aldığı güçle yeniden kurduğu varoluş alanını da görünür kılıyor.

 

 

YOLLARIN KESİŞTİĞİ KOLEKTİF BİR MEKÂN: GÜLHANE SANAT

 

Kolektif “Yol” sergisi, İBB Miras’ın mekân desteğiyle kamusal alanda, kentin tarihsel yollarını birleştiren bir kültür mirası mekânında izleyicisiyle bir araya geliyor. Yüzyıllar boyunca, yaşamın kaynağı suyu biriktiren Gülhane Sarnıcı’nda hayata geçirilen GülhaneSanat, birleşen yolların bir karşılığı olarak serginin anlatısını güçlendiriyor. Kapalı bir galeri bağlamı yerine kent yaşamının içinde yer alan kamusal bir mekânda izleyiciyle buluşan Kolektif “Yol” sergisi, sanatın erişilebilirliğini ve kentle kurduğu doğrudan teması tarihi yarımadada ön plana çıkarırken sanatın kolektif deneyim üretme kapasitesini de yeniden hatırlatıyor.

 

Kıymet Altunyurt’un Kolektif “Yol” başlıklı kişisel sergisi, 1-11 Mart 2026 tarihlerinde pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Gülhane Parkı’nda yer alan Gülhane Sanat’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

 

THE PENINSULA NEW YORK, NEW YORK URBAN CONTEXTS |1980–2025 ÇAĞDAŞ SANAT SUNUMUNU TANITIYOR

New Yorklu sanatçıların eserlerini bir araya getiren yeni sergi, sezon boyunca devam eden ilham verici sanat programlarının merkezinde yer alıyor. 

The Peninsula New York, kentin yaratıcı enerjisini odağına alan New York Urban Contexts | 1980–2025 çağdaş sanat sunumunu gururla tanıtıyor. Dört New Yorklu sanatçının toplam 11 eserini bir araya getiren sergi, şehrin dinamik sanat sahnesini güçlü bir anlatı eşliğinde görünür kılıyor. Otelin ikonik Keith Haring yerleştirmeleriyle diyalog kuran seçki; downtown deneysel hareketlerden erken dönem medya inovasyonlarına, sokak estetiğinden günümüzün sınırları zorlayan üretim tekniklerine uzanan sanatsal evrimi keşfe açıyor.

Mayıs 2026’ya kadar otelin lobisinde ziyaret edilebilen sergi, kuşaklar arası süreklilik ve dönüşümü vurgulayan eserleri bir araya getirerek New York’u kültürel etkileşim, yeniden keşif ve yaratımın canlı bir merkezi olarak konumlandırıyor.

Öne Çıkan Sanatçılar

New York Urban Contexts | 1980–2025 şehrin sürekli değişen dokusuna farklı perspektiflerden yaklaşan sanatçıları bir araya getiriyor. Sanatçıların üretimleri, son kırk yılda New York sanat sahnesini şekillendiren diyalogları, dönüşümleri ve karşılaşmaları görünür kılıyor.

·       Dan Asher, 1980’ler ve 1990’lardan altı isimsiz eseriyle yer alıyor. Grafit, yağlı boya ve tempera teknikleriyle üretilen maskemsi portreler, kişisel, psikolojik ve kamusal alanların kesişimlerini araştırıyor.

•       JPW3,yağlı pastel, akrilik, sprey boya ve mum kullanarak ürettiği Luv (2018) adlı eseriyle gündelik nesneleri yoğun, heykelsi kompozisyonlara dönüştürüyor; tekrar ve appropriation yoluyla metropol yaşamının görsel izlerini yorumluyor.

•       Kosuke Kawahara, 2023–2025 yılları arasında ürettiği üç eserinde yağlı boya, üretan, sprey boya ve dikilmiş bulunmuş kumaşları bir araya getirerek katmanlı ve mekâna duyarlı çalışmalar yaratıyor; büyüme, çürüme, algı ve insan davranışlarını değişen kentsel koşullar üzerinden inceliyor.

•       Servane Mary, New York City Trip (2025) adlı akrilik tuval çalışmasında tarihsel imgeleri soyut anlatımla buluşturarak kimlik, temsil ve çağdaş kültürde imgelerin duygusal etkisini sorguluyor.

Sanat Programları

 

Serginin lansmanıyla eş zamanlı olarak otel, misafirleri ve yerel topluluğu sanat etrafında buluşturmayı amaçlayan özel programlar sunuyor. Peninsula Academy kapsamında konuklar, dört sanatçıyla tanışma fırsatı yakalıyor; küratör eşliğinde sergi turuna ve Martos Art Gallery ziyaretine katılarak eserlerin yaratım süreçlerine dair benzersiz içgörüler ediniyor.

The Art Students League of New York öğrencileriyle gerçekleştirilen iş birlikleri doğrultusunda küratör moderasyonunda söyleşiler ve sanatçı stüdyo ziyaretleri düzenlenerek yerel ve yükselen yeteneklerin desteklenmesi hedefleniyor.

Mayıs ayında ise sergide yer alan eserlerle daha yakın bir bağ kurmak isteyen misafirler ve sanatseverler için Gotham Lounge’da küratör ve sanatçıların katılımıyla samimi bir panel ve kokteyl buluşması gerçekleştiriliyor.

New York Urban Contexts, şehrin sanat sahnesinin kuşaklar boyunca taşıdığı enerji ve dönüşümü yansıtıyor,” diyor Samir Ibrahim, Managing Director, The Peninsula New York. “Sanat, The Peninsula’da sunduğumuz kültürel deneyimin merkezinde yer alıyor ve bu sergi, misafirleri ve New Yorkluları şehrin karakterinin ayırt edici bir parçasına aktif şekilde dahil olmaya davet ediyor.”

The Peninsula Hotels’in sanatla kurduğu uzun soluklu bağın bir devamı olarak bu sergiyi, ilkbaharda Hong Kong’da yeniden hayata dönecek küresel Art in Resonance programının yeni edisyonu takip ediyor. Sergi ve programlara ilişkin detaylı bilgi almak isteyenler www.peninsula.com/new-york adresini ziyaret edebiliyor.

### 

The Peninsula New York Hakkında 

New York’un en prestijli alışveriş, kültür ve iş merkezlerinden Fifth Avenue ve 55. Cadde’nin kesişiminde yer alan The Peninsula New York, Midtown Manhattan’ın kalbinde zamansız bir zarafet sunuyor. 1905 yılından bu yana zarafetin simgesi olan 23 katlı tarihi bina, klasik ve çağdaş çizgilerin buluştuğu 219 geniş ve lüks oda ve süit ile misafirlerini ağırlıyor. The Peninsula New York hakkında daha fazla bilgiye www.peninsula.com/newyork   adresinden ulaşılabilirsiniz. 

 

The Hongkong and Shanghai Hotels, Limited Hakkında (Hisse Kodu: 45)

1866 yılında kurulan ve Hong Kong Borsası’nda işlem gören The Hongkong and Shanghai Hotels, Limited, Büyük Çin, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Asya’nın önemli destinasyonlarında prestijli otel, ticari ve konut projelerinin mülkiyeti, geliştirilmesi ve yönetimi ile The Peak Tram’in işletilmesi, perakende ve diğer hizmet alanlarında faaliyet gösteren bir grubun ana holding şirketidir. 

 

The Peninsula Hotels portföyünde The Peninsula Hong Kong, The Peninsula Shanghai, The Peninsula Beijing, The Peninsula London, The Peninsula Paris, The Peninsula Istanbul, The Peninsula New York, The Peninsula Chicago, The Peninsula Beverly Hills, The Peninsula Tokyo, The Peninsula Bangkok ve The Peninsula Manila yer almaktadır.

 

Grubun gayrimenkul portföyü; Hong Kong’daki The Repulse Bay Complex, The Peak Tower ve St. John’s Building ile Fransa, Paris’te bulunan 21 Avenue Kléber’i kapsamaktadır. Grubun The Peak Tram, perakende ve diğer alanlardaki portföyü ise; Hong Kong’da yer alan The Peak Tram, Carmel, Kaliforniya’da bulunan The Quail, Peninsula Clubs and Consultancy Services, Peninsula Merchandising ve Hong Kong’da yer alan Tai Pan Laundry’den oluşmaktadır.


www.peninsula.com

 

Art Show 2026, 8.500 Sanatseverin Katılımıyla Gerçekleşti

Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda, Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında ve 2Plan Terminal – Etiler’de gerçekleşen Art Show Galeriler Buluşması 2026, dört gün boyunca 8.500 sanatseveri ağırladı. Rekabet yerine dayanışmayı, hiyerarşi yerine şeffaf ve erişilebilir bir yapıyı merkeze alan organizasyon; galerileri eşit bir zeminde buluştururken çağdaş sanatın güncel dinamiklerine güçlü bir platform sundu.

 

Sergi seçkisi ve yoğun ilgi gören söyleşi programıyla Art Show 2026, yalnızca bir sergi alanı değil; düşünsel üretimi besleyen, diyalog ve iş birliğini güçlendiren bir buluşma noktası oldu. Kâr amacı gütmeyen yapısıyla galerilere daha özgür ve deneysel sunumlar gerçekleştirme imkânı tanıyan Art Show, sanat dünyasında sürdürülebilir ve kapsayıcı bir modelin altını bir kez daha çizdi.

 

Dört gün boyunca süren yoğun ilgi, satış performansına da güçlü biçimde yansıdı. Katılımcı galeriler gerçekleşen satışlardan duydukları memnuniyeti dile getirirken, sergilenen eserlerin önemli bir bölümünün koleksiyonerler tarafından edinildiği paylaşıldı. Bu tablo, Art Show’un yalnızca düşünsel ve sektörel bir buluşma değil; aynı zamanda sanat üretiminin koleksiyonlarla buluştuğu, sürdürülebilir ilişkilerin kurulduğu güçlü bir zemin sunduğunu ortaya koydu. Art Show 2026, sanat ekosisteminde kalıcı kazanımın rekabetten ziyade dayanışma ve şeffaflık temelinde de mümkün olduğunu gösteren somut bir model olarak öne çıktı.

 

Türkiye’de galericilik mesleğinin kurumsallaşması ve dayanışma içinde şeffaf bir ekosistemin temellerini atma hedefiyle faaliyet gösteren Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında düzenlenen Art Show Galeriler Buluşması 2026, 2Plan Terminal – Etiler’de, Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda gerçekleşti. 

 

“İmkânsız Aşk” ile Sanatın Kritik Eşiği

 

“İmkânsız Aşk” başlıklı söyleşi programı, Art Show: Galeriler Buluşması 2026 kapsamında iki gün boyunca yoğun ilgiyle gerçekleşerek sanat dünyasının güncel tartışmalarına güçlü bir zemin sundu. Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) çatısı altında, 2Plan Terminal – Etiler’de düzenlenen programda; Körfez Bölgesi’nin sanat merkezi olarak yükselişinden videonun dönüşümüne, merkez dışında bienal üretiminden kültürel popülizm çağında sanat kurumlarının rolüne; kadın koleksiyonerlerin dönüştürücü etkisinden örgütlenme pratiklerine ve Türkiye’de sanat eleştirisinin konumuna uzanan geniş bir çerçevede tartışmalar yürütüldü. Yerel ve uluslararası konuşmacıları bir araya getiren “İmkânsız Aşk” söyleşileri, farklı perspektifleri buluşturarak izleyiciler üzerinde güçlü bir etki yarattı ve Art Show 2026’nın düşünsel derinliğini pekiştiren önemli bir program olarak öne çıktı.

 

Art Show 2026’nın En Önemli Anlarından Biri: Onur Ödülü

 

Art Show 2026’nın en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak, Uluslararası Sanat Galerileri Derneği tarafından bu yıl ilk kez verilen Onur Ödülü, 40 yılı aşkın süredir galericilik mesleğini sürdüren Nuran Terzioğlu’na takdim edildi. Kuru Kahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda gerçekleşen tören, emeğin, sürekliliğin ve sanat dünyasındaki kültürel hafızanın önemini vurgulayan anlamlı bir buluşma oldu.

 

Katılımcı Galerilerden Art Show 2026’ya İlişkin Görüşler

 

Pilevneli Galeri, Art Show Galeriler Buluşması 2026’dan; yerel galerileri bir araya getiren, erişilebilir ve dinamik bir fuar yapısı sunmasını ve koleksiyonerlerle sanat izleyicileriyle nitelikli temas imkânı yaratmasını beklediklerini belirtti. Etkinliğin bu beklentileri genel olarak karşıladığını ifade eden galeri, fuar alanının planlaması, lojistik süreçler ve organizasyon ekibinin koordinasyonunu başarılı bulduklarını; operasyonel akışın düzenli ve profesyonel şekilde ilerlemesinden memnuniyet duyduklarını vurguladı. Gelecek edisyonlarda ziyaretçi sayısının artırılması ve katılımcı galeri çeşitliliğinin genişletilmesinin etkinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağını belirten Pilevneli, Art Show’un her yıl ölçeğini büyüterek sanat ekosisteminde kalıcı bir organizasyon haline geleceğine inandıklarını ifade etti.

PG Art Gallery, Art Show Galeriler Buluşması’nı galeriler ile koleksiyonerler arasında daha doğrudan ve samimi bir iletişim zemini kuran bir platform olarak değerlendirdiklerini belirtti. Solo olarak temsil ettikleri Ceren İren’in üretimlerini diyalog odaklı ve nitelikli bir izleyici kitlesiyle buluşturma beklentilerinin büyük ölçüde karşılandığını ifade eden galeri, özellikle ilgili ve etkileşime açık ziyaretçi profili sayesinde eserler üzerine derinlikli sohbetler gerçekleştirildiğini vurguladı. Mekânsal kurgunun erişilebilir ve samimi yapısının izleyici ile eser arasında doğrudan bir ilişki kurulmasını desteklediğini belirten PG Art Gallery, gelecek edisyonlarda söyleşi ve sanatçı konuşmaları gibi içeriklerin artırılmasının, ayrıca genç koleksiyonerler ve sanat profesyonellerine yönelik programların geliştirilmesinin Art Show’un sürdürülebilir bir sanat ekosistemi oluşturma potansiyelini daha da güçlendireceğini dile getirdi.

 

Galeri 77 Direktörü Buğra Uzunçelebi, Art Show 2026’ya hazırlanırken önceki edisyondaki mekânsal ve teknik aksaklıkların tekrar edip etmeyeceğine dair tereddüt yaşadıklarını; ancak yeni edisyonda seçilen mekânın geniş, konforlu ve güçlü altyapısıyla bu kaygıları tamamen ortadan kaldırdığını belirtti. Solo ve duo sergi modelinin fuarı klasik yapılardan ayrıştırarak galerilere daha küratöryel ve bütünlüklü sunumlar hazırlama imkânı tanıdığını vurgulayan Uzunçelebi, ziyaretçilerin sanatçıların üretimlerini daha derinlikli deneyimleme fırsatı bulduğunu ifade etti. Katılımcı galerilere gösterilen özen ve etkinliğin dayanışma ruhunun memnuniyet verici olduğunu dile getiren Galeri 77, gelecek edisyonlarda bu eşitlikçi sinerjinin korunarak kapsamın daha da genişletilmesini temenni ettiklerini, teknik anlamda ise stant içlerinde çoklu priz gibi küçük ama işlevsel iyileştirmelerin faydalı olacağını paylaştı.

 

Galeri Nev kurucusu Haldun Dostoğlu, Art Show Galeriler Buluşması’na özellikle derneğin kuruluşunun ardından gerçekleşen ilk etkinlik olması nedeniyle ayrı bir önem atfettiklerini ve Uluslararası Sanat Galerileri Derneği kimliğinin güçlü biçimde öne çıkmasını, galerilerin Dernek çatısı altındaki birlikteliğinin vurgulanmasını beklediklerini ifade etti. Etkinlik süresince ziyaretçiler ve meslektaşlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeler doğrultusunda bu beklentinin büyük ölçüde karşılandığını belirten Dostoğlu, mekânın kent içindeki konumunun etkinliğe önemli katkı sağladığını ve mümkünse aynı alanda devam edilmesini önerdi. Katılımcı galeri sayısının 34–36’ya çıkarılabileceğini dile getiren Dostoğlu, etkinlik öncesinde alınan kararlara tüm galerilerin ortak bir anlayışla sahip çıkmasının önemine de dikkat çekti.

 

artSümer, Art Show 2026’yı beklentilerinin oldukça üzerinde, girişten itibaren her detayı titizlikle planlanmış bir organizasyon olarak değerlendirdi. Konuşma programının içeriği ve davetli çeşitliliğinin sektörün farklı alanlarını kapsamasını, ayrıca 40 yıllık hatır vurgusuyla verilen Onur Ödülü’nü son derece anlamlı bulduklarını belirten galeri, Art Show’un bir dernek organizasyonu olması nedeniyle vizyon ve misyonunun net biçimde tanımlanmasını ve galeri seçim kriterlerinin şeffaflaştırılmasını önerdi. İçerik kalitesinin fuar benzeri yapılardan ayrışan temel unsur olması gerektiğini vurgulayan artSümer; sanatçı ve eser seçimi, solo/duo kriterleri, enstalasyon alanları gibi başlıklarda net çerçeveler oluşturulmasını; ayrıca private view gününün güçlendirilmesi, collectors’ ve exhibitor lounge alanlarının geliştirilmesi, uluslararası basın ve yayınların katılımı, özel ödül kategorileri ve büyük ölçekli enstalasyonlara alan açılması gibi yeniliklerle etkinliğin daha da ileri taşınabileceğini ifade etti.

 

Art On, Art Show Galeriler Buluşması’ndan galeriler arası dayanışmayı güçlendiren, nitelikli üretimleri bir araya getiren ve koleksiyonerlerle doğrudan, sağlıklı bir temas alanı yaratan samimi ama profesyonel bir platform beklentisi taşıdıklarını belirtti. Etkinliğin bu beklentileri büyük ölçüde karşıladığını ifade eden galeri, bilinçli ve ilgili ziyaretçi profili, galeriler arasında kurulan yapıcı diyalog ve fuarın dengeli ölçeğini öne çıkan güçlü unsurlar arasında gösterdi. Organizasyon sürecindeki özverili ve çözüm odaklı yaklaşımın katılımcılar açısından güven verici olduğunu vurgulayan Art On, gelecek edisyonlarda kurumsal koleksiyoner ve küratör katılımının artırılmasının, ayrıca genç koleksiyonerleri ve yeni izleyici kitlesini hedefleyen yan programların geliştirilmesinin etkinliğin etki alanını daha da genişleteceğini ifade etti.

 

x-ist Kurucu ve Üst Yöneticisi Daryo Beskinazi, Art Show Galeriler Buluşması 2026’nın ilk edisyona kıyasla beklentilerinin ötesinde bir başarı sergilediğini belirtti. Mekân seçimi, organizasyon yapısı, galeri kalitesi ve teknik altyapının son derece güçlü olduğunu vurgulayan Beskinazi, söyleşi programını doyurucu, ekipleri ise etkin ve özverili bulduğunu ifade etti. İletişim çalışmalarının daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşmasının etkileşimi artırabileceğini dile getiren Beskinazi, gelecek edisyonlarda sanatçı sayısına sınırlama getirilebileceğini ancak solo ya da duo zorunluluğunun galerilerin üretim dinamikleri açısından esnetilmesinin daha kapsayıcı bir yaklaşım olacağını değerlendirdi.

 

Art Show 2026 Güçlü İş Birlikleri 

Art Show: Galeriler Buluşması 2026, Yapı Kredi Özel Bankacılık ana sponsorluğunda ana sponsorluğunda hayata geçirildi. Etkinliğe Avant D’Art, Bakırkazan, Diageo Türkiye, Memorial Sağlık Grubu, Marriott Executive Apartments İstanbul Fulya, Koton, Nurus, Pesent’e, Shubuo ve Uludağ çeşitli alanlarda destek verirken. Art Show: Galeriler Buluşması 2026’nın paydaşları arasında yer alan Borderless, sanatçı kitapları ve edisyonlarını; Status Co ise koleksiyonluk sanat ve tasarım ürünlerini kendi alanlarında sergiledi. Etkinlik boyunca Petra ve Tavern de ziyaretçilere lezzetli atıştırmalıklar sunarak eşil etti. 

 

Katılımcı Galeriler: Ambidexter, Art On İstanbul, artSümer, Bosfor, BüroSarıgedik, C.A.M. Galeri, DİRİMART, EVİN, Ferda Art Platform, Galeri 77, Galeri Nev İstanbul, Galerist, KAIROS, Martch Art Project, MERKUR, OG Gallery, Öktem Aykut, PG Art Gallery, Pi Artworks, PİLEVNELİ, PİLOT, SANATORIUM, Simbart Projects, Galeri Siyah Beyaz, SanaMekan, The Pill, Versus Art Project, x-ist, Zilberman

İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde Yılın İlk Sergisi “Ayla Turan Retrospektif”

Kibele Sanat Galerisi, heykeltıraş Ayla Turan’ın 50’den fazla eserini 11 Mayıs’a dek sanatseverlerle buluşturuyor.

“Ayla Turan Retrospektif” sergisi, 9 Şubat Pazartesi İstanbul, Levent’teki İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde sanatseverlere kapılarını açtı. Heykeltıraş Ayla Turan’ın otuz yıllık sanat yolculuğundan izler taşıyan sergide, mermer, bronz, tahta ve polyester gibi malzemelerden üretilen 56 eser izleniyor.

Bu sergiyi hazırlamanın “eski albümleri karıştırmak gibi” hissettirdiğini söyleyen Turan, seçki için şunları dile getiriyor: “Son 30 yıllık sanat yolculuğumda hep ileriye baktım. Bugün bir durdum, dönüp baktım ardımda neler kalmış diye. Her duygu taze, ilk kez hepsi bir arada, benim dünyam benim sahnemde. Oyuncular farklı, zaman farklı, sahne aynı. Bugünden sonrası için nefes almak gibi bu sergi. Derin bir nefes. Geçmişin tanıklığını geleceğe taşırken, koşmaya devam etmenin bir durak noktası. Ve tarihe tanıklık ederek koşmaya devam etmenin başlangıcı.”

Serginin kataloğu için hazırladığı yazıda, Ayla Turan’dan “Bağımsızlık, empati ve sakin bir kararlılıkla kendi yolunu inşa eden; pratiğiyle heykelin ne olabileceğine ve paylaştığımız dünyaya dair neleri açığa çıkarabileceğine ilişkin ufkumuzu genişleten” diye bahseden Prof. Dr. Marcus Graf ayrıca sergi için söylüyor: “Bu retrospektif, otuz yıllık kesintisiz üretimi bir araya getirerek Ayla Turan’ın yaşamı ile sanatı arasındaki samimi bağları görünür kılıyor.”

“Ayla Turan Retrospektif” sergisini 11 Mayıs 2026 tarihine dek Levent’teki İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde, her gün 09.00-19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. 

Serginin kataloğuna Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın kitabevleri ile internet sitesinden, RHM Dükkan’dan ve seçkin kitapçılardan ulaşabilirsiniz

Ayla Turan (1973, Hamburg), uluslararası ölçekte çalışan bağımsız bir sanatçıdır. 1996 yılında İstanbul’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü’nden mezun olmuştur.

Günlük yaşamdan nesnelere ve figürlere çocukça bir yaklaşımla yaklaşarak izleyiciyi gördüklerine daha derinden bakmaya ve geniş bir yelpazedeki toplumsal meselelere dair düşünmeye teşvik eder. Heykelleri çoğu zaman mizahi ve dinamiktir ve sürekli bir hareket hissi taşır. Fiziksel olarak hareket etmiyor olsalar da bu devinim duygusu, sanat pratiğinin tanımlayıcı bir unsurudur.

Turan’ın son dönem heykellerinin konusu çocuklar ve onların dünyasından oluşmaktadır. Minimalist bir dokunuşla; çocukluğu sosyoloji, teoloji, psikoloji ve kültür perspektiflerinden araştırır. Onların renkli dünyasını form aracılığıyla yakalar ve pürüzsüz beyaz yüzeylerle çocukluğun masum ve saf alanını çağrıştırır.

İstanbul’da yaşayan ve çalışan Turan’ın kamusal alan heykelleri Türkiye, Almanya, Fransa, Macaristan, İsrail, Letonya, Güney Kore, Dubai Finans Merkezi, ABD’de Vermont West Rutland Art Park, Mısır, İtalya, Hindistan, Suriye, Çin, Burkina Faso, İsveç, Meksika ve Bahreyn’de görülebilir.